CSO 190. Yaşını Kutladı

ERSİN ANTEP

Defter

190. Yaşında Bir Çağdaş Kurum: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası*

Dünya üzerinde, 100 yılı aşmış orkestra ve hatta müzik kurumları sayılıdır. Bunlar içinde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası(CSO) gibi geçmişi binbir türlü zorluklarla, badirelerle dolu olanı da; pek azdır. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldırdığında, bir süre sonra Mehter’e de son veren Sultan II. Mahmud; emin olabiliriz ki, kuracağı kurumun bu denli uzun ömürlü olacağını bilemezdi, düşünemezdi. Oğlu Sultan Abdülmecid gibi kültürlü ve entellektüel bir padişah zamanında gelişeceğini ve özellikle torunlarından Sultan II.Abdülhamid zamanında bünyesinden bir opera orkestrası doğuracağını da, hayal dahi edemezdi.

Armoni Orkestrası(bando), Senfoni Orkestrası, Fasıl Heyeti ve Müezzinan gibi ana kolların zaman içinde yapılandığı Musika-i Hümayûn, Sultan Abdülaziz döneminde hokkabaz, dama, tavla vb. gibi kollarla pekişse de; ana kollar, usta ellerde gelişti. Aynı zamanda Halifelik görevini de sürdüren sultanlar, tebaanın “sarayda eğleniyorlar” dedikodularıyla yıpranmamak için armoni orkestrası ve müezzinan dışındaki kolları halkına pek göstermedi. Kadınlardan kurulu orkestranın dahi bulunduğu sarayda, sırf dışarıdan bilinmemesi için yoğun çaba harcandı. Abdülmecid zamanında Pera’ya gelen kumpanyaların bir temsili de Dolmabahçe’de verdiği yılların ardından özellikle Sultan II. Abdülhamid döneminde ve O’nun öyle uygun görmesi üzerine, Yıldız Sarayı’nda gizli saklı opera temsilleri yapıldı. Giuseppe Donizetti, Callisto Guatelli gibi emeğiyle değerli yerleri saklı bulunanlar yanında, D’Aranda gibi müzikal anlamda kurumu, özellikle de orkestrayı, profesyonel bir eksene oturtmuş ustalar değer ve saygı gördü.

Yaylıların gelişmesi ile opera orkestrası kurulmasında, temsiller hazırlanmasında ise; Zati Arca’nın adının altı, gelecekte daha da kalın çizilecektir. Mehmet Ali Bey’den itibaren başlayan en köklü çalgı ekolüne sahip klarnet alanında da başarısıyla hatırlanan Arca, müzik eğitimciliği, opera rejisörlüğü, koro ve armoni orkestrası şefliği alanında önemli bir temele imza atmış isim olarak gelecekte daha da kıymet bulacaktır.

II. Meşrutiyet’in ilanı ile kurumun başına gelen Safvet Atabinen ise, Osmanlı döneminde devlet adına yurtdışında öğrenim gören ilk sanatçılardan biri olarak, orkestranın geçmişinde bambaşka anlama sahip olarak anılacaktır. O, yalnızca Beethoven senfonilerini çaldırmaya başlayarak, orkestranın opera orkestrasından senfoni orkestrasına geçişini sağlamamıştır. Mensubin-i Askeriye kanunu ile askeri talimlere tabi tutulan ve özellikle Balkan Savaşları’nda cepheye sürülen orkestra üyelerini, Enver Paşa’nın tüm otoritesine karşı çıkarak geri çekmeyi başarmış olarak da hatırlanacaktır. “Ne kendilerine, ne de emanet edilen memleket evlatlarına askeri anlamda faydaları olmadığını, ecdadın yüz yılda büyük emeklerle kurduğu kurumun da eriyip bittiğini” Sultan Mehmed Reşad’a anlatması; müzik alanı dışında da bilinir hale gelecektir. Kuruma tam manasıyla çeki düzen verdiği, her fırsatta yad edilecektir.

Kurumu emsallerinden ayıran, geçmişinden en önemli sayfayı aralayalım: Pek çok orkestra sanatçısı, önce Balkan Savaşları, sonra da Çanakkale’de şehit oldu. Ancak sınıfları piyade olarak geçtiği için isimlerinin bilinmesi şimdilik söz konusu değil! Ortaya çıkarılması manasında geniş kapsamlı bir araştırmaya ihtiyaç bulunuyor. (Manevi borcumuzun ve görevimizin ağır olduğu anlaşılıyor.)

İlk Türk başkemancısı Osman Zeki Üngör’ü de unutmamalı! Orkestranın çağdaş bir sanat kurumu ve halkının hizmetinde olmak maksadıyla İstanbul’dan Ankara’ya bozulmadan, dağılmadan taşınmasında en mühim yere sahiptir. Çalgılarından kıyafetlerine, notalarından konser mekanlarına dek, orkestra için üstün bir emeği ve çabası var! Üngör’ün başında olduğu, aynı zamanda tüm müzik kurumlarının bağlı olduğu kurum olarak orkestra; Musiki Muallim Mektebi’nin kurulması, eğitim konserlerinin başlaması, Beethoven’ın ölüm yıldönümünde 9. Senfoni’nin icrası da dahil olmak üzere pek çok beklenmedik değerli işe imza atmışsa; o emektarları kim unutabilir?

Memleketin öksüz çocukları, Veli Kanık’ın kurduğu Dar’ül Aceze Muzikası sonrasında, orkestranın birer üyesi olarak kazanılmış. Kanık’ı kim yok sayabilir?

1932 yılında Armoni Muzikası’nın Milli Savunma, orkestranın ise Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanması; bugünler için üzerinde düşünülmesi gereken örnek yaklaşımlar... Bir haksızlığı da bu noktada giderilelim: Fasıl Heyeti’nin CSO’nun öne çıkmasıyla ortadan kaldırıldığı… Şevki Algın, Abdülhalik Akcan, Zühtü Bardakoğlu gibi üstatlar, vaktiyle Münir Nurettin Selçuk, Hafız Burhan, Hafız Yaşar Okur, Refik Fersan gibi musikinin seçkin isimlerinin devamı olarak ve Cumhurbaşkanlığı İncesaz Heyeti mensupları olarak CSO’nun kadrosunda 1960’lı yıllara kadar yer almıştı.

 

CSO’yu CSO Yapan Pek Çok Unutulmaz Sanatçı Var

Dr. Ernst Praetorius ve Gotthold Efraim Lessing gibi orkestranın unutamadığı şefleri, tarihi boyunca Robert Lawrence, Otto Matzerath, Bruno Bogo, Jean Perisson, Tadeusz Strugala gibi yabancı şefler izlemişti. Adnan Saygun, Ekrem Zeki Ün ve Ferit Alnar sonrasında Hikmet Şimşek ise, orkestranın halkın bir parçası olması manasında kıymetli çaba sarf etti. 1989 yılından sonra Gürer Aykal, 2006 yılından bu yana ise iki kısa aralık dışında (2011-2012 Erol Erdinç, 2014-2015 Selman Ada) halen orkestranın şefliğini ve Müzik Direktörlüğünü sürdüren Rengim Gökmen’in orkestranın konser salonunun restore edilmesi yönünde göstermiş olduğu çabalar, yurtdışında temsil, yurtiçinde kültürel eğitim anlamına gelen turnelere gösterdiği ihtimam; saygıdeğerdir. Vondra Bey, Basri Özozan, Enver Kapelman, Halil Onayman, Sedat Ediz, Ulvi Yücelen, Oktay Dalaysel, Cengiz Özkök ve Murat Tamer ise, başkeman sehpasında uzun yıllar emek sarf ederek bayrağı Jülide Yalçın Dittgen, Bilgehan Erten ve Menevşe Aydoğdu’ya devretmiş unutulmaz sanatçılardır. Orkestranın Konzertmeisterlik ile birlikte en yüksek ve zorlu unvanı olan Çello Solisti görevini yıllarca yürüten Nusret Kayar gibi usta bir müzisyenin ardından bu unvanı günümüzde sınavlarda üstün başarısını kanıtlayan Oğuzhan Kavruk taşımaktadır. Emekleri sonrasında orkestraya sağlanan olanaklar bakımından Mükerrem Berk’i ise, ayrıca hatırlamak gerekir. İhsan Künçer, Edip Sezen, Suna Kan, İdil Biret, İsmail Aşan, Ayşegül Sarıca, Ayla Erduran, Tunç Ünver, Verda Erman, Gülsin Onay, Hüseyin Sermet ve Çağıl Yücelen Akın ise, özellikle yurtdışı turneleri olmak üzere orkestranın yüzünü ağartan başarılı konserler vermiş kadrolu solistler olarak ayrı bir yere sahiptir.

CSO’yu CSO yapan aslında pek çok değerli emektar var. Ancak eminiz ki hepsi, bize sonsuzluktan bakıyor ve 190. yıldönümü kutluyor. Onların en kıymetlisi olan Mustafa Kemal Atatürk ise, 90 yıl önce orkestrayı Seyyar Sergi ile yurtdışına uğurlarken, bizlerden çok önce, CSO’nun kültürel ve çağdaş bir sanat kurumu olarak önemini, hepimizden önce idrak ediyordu. Çankaya Köşkü’nde dinlemeye doyamadığı orkestrasını büyük bir özenle dinliyor, himaye ediyordu. İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü de, her hafta doldurduğu koltuğunda, Gazi’nin emanet ettiği bu pırlantaya gözü gibi bakıyordu.

(Biz de o emanet için, gelecek haftalarda yayınlanmasını hedeflediğimiz armağan kitap ile, doğumundan bugüne orkestranın tarihini belgeli olarak paylaşarak, emektarları karşısında saygı duruşunda bulunacağız.)

Şehitleri, gazileri ile eşsiz CSO, öksüzlerle kurulmuş yapısıyla Cumhuriyet’te asıl değerini buldu. Gazi’nin işaret ettiği “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma” hedefinin, en anlamlı kurumu olarak 23 Kasım 2016 akşamı; 190. yaşına erdi. 17 ve 18 Kasım tarihli konserleri ile, bu özel yaşını duyurdu. Kutlu olsun...

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 17-18 Kasım 2016 tarihlerinde şef Rengim Gökmen idaresinde ve Piyanist Gülsin Onay’ın solist olarak katıldığı 190. Yıl Özel Konseri için hazırlanan broşür için Orkestra ve Prof.Rengim Gökmen isteğiyle hazırlanmıştır.


Yazarın Diğer Yazıları

  • CSO 190. Yaşını Kutladı
  • Bizde Davulcuya Verilecek Kız Yok
  • Daha da Çanakkale'nin 100.Yılı Yok
  • Vengerov Her İki Şapkası ile İstanbul'daydı
  • Kartopu
  • Robot Teo, Orkestraya Karşı
  • Bu Gece Tarihin Akışı Değişti
  • Müzik Psikolojisi
  • Meltem Cumbul Kendi Aşkını mı Anlattı!
  • İnanılmaz Bir Azim Öyküsü: Cam Çocuk Niyazi
  • Kültürel Yağları Eritelim
  • Devlet 'Devlet Sanatçısı'nı Unuttu!
  • Sizler Bizim Heykellerimizdiniz!
  • Ankara 1920'ler...
  • Fehmi Paşa Korusu Yandı, Sıra Varşova'daki Fehmi Paşa'da!
  • Önce Heykeller Yıkılır Sonra Sanatçılar
  • Polonya 600.Yılı Kutluyor, Peki Türkiye?
  • "Opera Bize Uygun Değil" Diyen Olursa Verdi Çarpar
  • Konuşturmadı!
  • Soma'da 'Geride Kalanlar'
  • İşsiz ve Sosyal Güvencesiz Sanatçıların "Sesli" Çığlığı
  • Antalya, Antalya Olalı Böyle Bir Şey Görmedi
  • Kültür Bakanı'na Katılıyorum
  • Bir 23 Nisan Böyle Geçti
  • Bir Düğün Olsa da Gerilsek
  • Sanat: Şehrin Boğduğu İnsanı Rahatlatacak Nefes
  • Belediyelerin Sanatla İmtihanı
  • Yetmez Ama Sanata Evet!
  • Gel Bakalım Donizet Bey!
  • 90 Yıl Önce Ankara'da...
  • Çok Başarılılar Ama Yakında Dağılacaklar
  • Yedek Parça ve Eğitim Merkezi
  • “TÜSAK” Değil Zaten “ULSAK”… Peki Bütçe Ne Olacak?
  • Sonradan Fark Edilen İktidardan Müjde ve Tüsak'a Dair Son Duyumlar
  • Gel ve Bir Daha Çal Camilo!
  • Bu da 'Fantastik Senfoni' Derbisiydi!
  • TRT Müzik mi 'Eğlence' mi?
  • Bu Çocukları Cumhuriyet Yetiştirdi
  • Nevşehir’de CSO, Evinde Gibiydi
  • İdil Biret’in Gurur Gecesi
  • Bodrum'da Angela Rüzgarı Esti
  • Genç Cumhuriyetin Kültür “Dayatması”
  • Türk Marşının Babası, Afganlar'ın Donizetti'si
  • Ankara'da Gençlerin Gecesi
  • Hiç Olmazsa Bugün Olsun Üngör’ü Unutmasak!